ARPAÇAY'IN BATISINDA GÜNEŞİN İLK VURDUĞU ŞEHİRLER

KARS ERZURUM SİVAS

Gitmediğinize, gezmediğinize bir kez değil bin kez pişman olacağınız durakları vardır güzel Anadolu'muzun. İşte onlar güneşin ilk vurduğu şehirlerdir. Arpaçay'ın geçmişi kazılıdır bazılarının topraklarında...  Erzurum, Kars, Sivas, Kayseri…
KARS
''HOŞ GELİŞLER OLA SERHAT ŞEHRİNE''
Bir varmış bir yokmuşşş... Zamanında kültür - sanat'a oldukça değer veren bir belediye varmış. Rus mimarisinin ve baltık üslubunun Anadolu’daki yansımasını taşıyan şehri birbirinden güzel heykellerle donatmış. Rus işgali esnasında eşsiz bir şehir planı uygulanmış 2000 rakımın üzerinde, Ermenistan sınırına yakın bu şehrimizde hiç ''çıkmaz sokak'' yok. Kalın duvarlı ve dar pencereli Baltık tarzı evleri “peç” denen bir ısıtma sistemiyle ısınıyor. Isıyı ileten boruların duvarların içinden geçtiği bir sistem bu. Buraya geldiğiniz ilk görmeniz gereken yer Arpaçay'ın hemen kenarında bulunan ve karsa 35km olan Ocaklı köyü sınırları içerisindeki Ani Harabeleri. Bagratlı Krallığı tarafından yapılmış İpekyolu Köprüsü insanın gözlerini doldurmaya yetiyor .Bu yıkık dökük köprünün bir ayağı Türkiye, bir ayağı da Ermenistan topraklarında. Mağrur biçimde Gregoryen ruhunu taşıyan Aziz Krikor Şapeli ve üzerindeki güneş saati çok farklı zamanlarda yaşama ihtimalini düşündürüyor insana. Ani Katedrali, Menüçehr Camii ziyaretçilerini müthiş bir ihtişamla karşılıyor. Bu şehirde geçireceğiniz günlerde peynirleri, piti kebabı ve kaz etinin tadına bakmadan, heykeller ile dolu sokaklarında gezmeden, Reşid Behbudov dinlemeden, Orhan Pamuk'un ''Kar'' romanını okumadan ve son olarak Kars Kalesi'nden ''Su Kapı'' Mahallesine bir selam çakmadan ayrılmayın ;)
ERZURUM
Sarı Gelin'den Nene Hatun'a
1877 Yılının soğuk dokuz kasım sabahı yataklarından birer mermi gibi fırlayan kent halkının, cehennemi bir top ve tüfek ateşi içinden geçip Rus Ordusunu Aziziye'ye gömmesi nasıl bir destandır öyle...  Nene Hatun'un aziz hatırası hala Anadolu topraklarında her doğan kişinin içinde yaşamaktadır. Yüce bir dağ olan Palandöken'in hemen altında bulunan çarşı-pazarlarda bir zamanlar Kıpçak veya Gürcü kızı Sarı Gelin'in gezdiği diyardır. Yaklaşık 1850 civarındaki rakımı ile Anadolu'nun en soğuk şehirlerinden bir tanesi olup bu özelliğini Kayak Merkezi ile tamamlayan, Doğu Anadolu'nun incisidir. Şehrin her yerine bir bir dağılmış muntazam Selçuklu dönemi eserlerinden süzülür şehrin az olan güneşi. Çifte Minareli Medrese'den başlar o güneş, Yakutiye'nin meşhur çinilerini aşar, 3 Kümbetlere uzanır. Özel mimarisi ile Ulu cami karşılar sizleri o arada. 23 Temmuz 1919 da Milli birlik ve bağımsızlık hareketinin temeli bu güneşin ışıkları arasında atılmış ve o güneş tüm Anadolu'ya yayılmıştır.  Dadaş Diyarındasınız artık; Tirit, Çeç pancarı, Ayran Aşı, Kesme Çorbası, çeşitli otlardan yapılan pazıları tabiki özellikle meşhur Cağ Kebabı'nın tadına bakmadan, özellikle de Kadayıf Dolması Tatlısınıda mideye götürmeden yemek masalarından kalkmayın ;) Şehrin çevresinin volkanik bir yapıya sahip olması volkanik güzel bir taşa da ev sahipliği yapmaktadır. Rüstem Paşa Hanı'nı gezerken kendinize bir güzellik daha yapın ve Oltu taşından bir anı alın yanınıza... elinizi her dokundurduğunuzda o topraklarda tarihin yaşanmışlıklarını aktarsın size.
SİVAS
Halk Ozanları & Âşıklar Şehri
Yolumuzu güneşin doğuş güzergâhında devam ettiriyoruz. Erzurum - Sivas arasında bulunan Munzur vadisin düşler diyarı olan Girlevik Şelalesinde güzel bir mola sonrası Sivas sizleri bekliyor. Eski adı Yunanca “Sebastea’nın”  yıllar içinde değişime uğraması ile “Sivas” adını alan şehir, dünyaca üne kavuşmuş halk ozanlarının şehri olarak tanınır. Felsefe tarihine de geçmiş olan en büyük Anadolu ozanlarından Pir Sultan Abdal’ın da memleketi Sivas’tır. Dizeleri bugün bile sanatın her dalına ilham veren Âşık Veysel ise Sivas’ın Şarkışla ilçesinde 1894’te doğmuştur. Âşık Veysel,  çocukken geçirdiği çiçek hastalığı sonucu görme yetisini kaybetmiş, kararan dünyasını sazı ile aydınlatmaya çalışırken insanlığa ışık olmuş büyük bir ozandır ve aşık geleneğinin son temsilcilerindendir. Anadolu Selçuklu'nun muntazam bir eğitim şehri olmuş Sivas'ta Buruciye ve Şifaiye medreseleri hala güzel mimarisi ile şehrin tam ortasında bizleri karşılıyor. Milli mücadelenin Erzurum'dan sonraki en önemli adımın atıldığı Sivas Kongre Binasını gezerken bu ruhu yeniden kalplerde hissediyorsunuz. Geziniz esnasında ise Sivas'ın yerel tadları olan Kesme Aşı, Baviko, Katmer, Divriği Kebabı'nın tadına bakmayı unutmayın.